Tamam sana karşı dürüst olayım. Oyun geliştirmeyi etimle-kemiğimle nefret ediyorum. Aslında nefretin sebepleri ve sonuçlarını sana aktarmaya çalışacağım. 10 yıl uğraştığım bir mesleğin benden aldığı şeyleri de masaya yatırmak istiyorum.
Geleceği falan-filan varmış-yokmuş umurumda değil. Bu meslek bana iyi gelmediğine karar verdim. Bu yazı ile bu çöplüğü ciddi anlamda noktalayacağım. Üzgünüm, bu meslekte harcadığın her saniyeni, kendi sağlığınızdan çalarak harcıyorsun.
Varan 1: Oyun Geliştirmeyi Tetikleten Tuzaklar
Tamam, bu acımasız bir lanet. Gözünle göremediğin şeyle ve tadını bilmediğin zehirle savaşmaya benzetiyorum bu çöplüğü. Oyun geliştirmeyi tetikleten en ana ölümcül tuzak, [/pandora-karakteri-artik-3-boyutlu/]( Pandora Karakteri Artık 3 Boyutlu) yazısındaki uygulamaların bilgisayarda olması, bu gücün altında ezilme korkusu beni benden alıyor.
Bu gücün adı Blender ve onu oyun yapımında bile kullanılabildiğini de biliyorum. Bazı insanlar, o kanal büyüdüğünde gel Unreal Engine‘a geç dediklerinde ilk büyük zehirli okun atılmasına sebep olacaktır. Bu ok, yine saracak en başa. Bu bataklıktan kaçmaya çalışıyorum ama her kaçış sonunda, yine o bataklığın içindeyim. Bildiğin kısır döngü + kara deliğin içindeyim.
Dipçe: Onları sil demek, o Pandora projesini yak demekle eş değerdir.
Varan 2: Hataya Tahammülsüzlük
Evet, beni mahveden bir diğer terhane. Oyun geliştirirken uğraştığım zamanlarda o projelerin getirdiği iğrenç yorgunluğun ana sebebi, hatalar. Bu hatalar illa büyük olması gerekmiyor. Ufak bir hata bile beni sinirlendiriyor. Ufak hatalardaki sinir sırasında, sinirimi teknolojik aletlere vurarak çıkartıyorum.
Bunun yüzünden sinirli bir uşak oldum, çıktım. Bu da sevimsiz ve zor birisi yapıyor beni. Bu saçmalıklarla sürekli devam edersem, yakında kel kalacağım, daha yaşım 30 küsur ama hissedilen 50. O meslek tüketti, beni.
Varan 3: 2D ve 3D Alanında Aynı Şekilde Ölü Olması
Bana masal anlatacaksan, başka kapıya. Bu mesleğin geleceği kaldığını düşünüyorsan, git başka kurban bul kendine. Ben bu mesleğin boyut fasrk etmeksizin, tam bir lağım çukuru olduğunu düşünenlerdenim. Bugüne kadar en az 50 oyun yaptım. Tutan bir tane bile oyun yok. İyi de Ayhan , Rovio deme şunu. Onların 50 oyun yaptığına bile inanmıyorum, bir pazarlama kandırmacası ve acındırmasından başka bir şey değil.
Oyun geliştirmeye başlayacaklara tek önerim var. Eğer geleceğimi yakayım, aileme yük olayım diyorsan. Bundan daha iyi bir meslek yok. Eğer, büyeyim, ünleneyim dersen, emin ol Influencer terhanesi seni daha az yıpratır. İnan bana, bir gün delirip her şeyi yakacaksın.
Varan 4: Bir Oyun En Az 6 Ayda Geliştiriliyor
Şimdi gelecek senin kafanı çorba yapacaklar sonra onu bir güzel karıştıracaklar. İşleri bittiğinde, o çorbayı içecekler. Sonra seni bir güzel köşeye fırlatacaklar. Bu meslek nice kendini nimet sananları yaktı-ezdi-yok etti haberin var mı? O kadar acımasız işte. Toz pembeleri salla, gel bu ağabeyini dinle.
Bir oyun 3 saatte yapılmaz. Yapılanda bir halta benzemez. Bir halta benzemesi için en az 6 ayını bir çöpe gömeceksin. O çöpü iyi pazarlamazsan, Dünyanın en iyi oyununu da yapsan o da bir çöptür. Piyasa doydu, sende oyun yapıp piyasayı 1983’teki çöplüğe çevirmeyi kesin.
Varan 5: Uğraşmaya Değer Mi?
6 saat ve reklam meselesini cepte tutayım. Bir diğer eksen ise, çevre faktörü. Oyun yapınca, “gel yavrum-kızım, şu PC bozuldu. Yap.” diyecekler. Bu şuna benziyor. Tıpçıların bayramdan bayrama attıkları havadan başka bir şey değil.
Çevren seni asla alkışlamayacak. Hatta, hepsi sana “uzaylı” gibi bakacaklar. Bazıları sana “şu tip oyun yapar mısın?” deyip sinir edecekler. Bence asıl soruya cevap verebilecek misin? Psikolojini dağıtmaya değer mi?
Bitirirken
Bu yazıyı yazarken, “bezdum” modundayım. Bu yüzden, bir üstat tavsiyesi olarak, asla bu işe atlayarak kendini yakma.