Öncelikle benden edebiyat kalitesinde bir yazı beklemeyin. O beklentiyle açtıysan, üzgünüm. O konuda senin beklentini sağlayamayacağım. Ayrıca, bu sitedeki tüm yazıları yazarken ki mottom şu, yeterince iyiyse yayınla değilse en azından kendi derdimi anlatabilmeliyim şeklindedir.
Bu yazıda sosyal medyadaki yazılan iğrenç ötesi Türkçeyi kaleme alacağım. O yazılan Türkçe ise, benim yazdığım şey Türkçe mi? Yoksa uydurma kelimeleri kullanan ben miyim yoksa, insanlar mı? Bir zamanlar plaza diline kızan ben, bu kötü yazılan yazımları gördükten sonra düşünmeye başladım.
Noktalama İşaretleri ve Büyük Harf Bilmecesi
Yahu bakın “de, da, ki” gibi ergonomik şeylerden daha kötü bir durumda insanlar. Ben bile bazen o üçlüyü yanlış kullansam, yine de az düşündüğünde ne demeye çalıştığımı anlıyorsun. Bir insan cümlenin başına büyük harf yazmaktan aciz, bana “ben hızlı yazıyorum” diye masal dayatma, 10 parmağın var. Benim 2 dirseğim var. Kendini tembelleştirmek istiyorum desen buna o kadar kızmam. Saygı duyarım, hızlı olmak bir argüman değildir. Utanç verici bir noktadır.
Noktalama işaretlerindeki en temel kuralı bilmiyorsan, yandık. Öğretmenler bunlar ile uğraşıyorsa, bu hepimizin ayıbıdır. Geleyim kurallara (gerekirse başınıza öğretmen kesilirim);
- İşaretten sonra boşluk konur.
Örnek: Ali, ata bak. Yağmur, burada.
- Cümlenin başı büyük harfle başlar.
Örnek: Zaman, bitiyor.
- İki nokta üst üste koyduğunda bir listeleme hazırlıyorum mesajı verirsin.
Örnek: Ali’nin evinde: Kitap, kalem, defter, vb.
- Kesme işareti özel isimden sonra konur ve bitişik yazılır.
Örnek: Mehtap’ın işi var.
Emoji’yi gereksiz kullanmak ve tüm cümleyi büyük harfle yazmak
İkisi de birbirinden beterdir. Bakın ben Türkçe öğretmeni falan değilim. Dilimi severim ve onu düzgünce kullanmaya da gayret ediyorum. Tamam, %100 mükemel olmanı da gram beklemem ama lütfen az düzgün yazın be.
Emoji’yi hangi bağlamda kullandığını anlamam için, kahin olmamı bekleme. Doğru emoji kullanımı için mesajın sonuna koy. Böylece ben senin ne dediğini anlayayım?
Örnek: Seni seviyorum. ❤
Ve lütfen tüm cümleyi büyük harfle yazma, internet dünyasında bağırmak anlamına gelir. Senin kullanımın baştan aşağıya yanlış, neden mi? Sen bağlamla anlatıyorsun ama ben o bağlamı bilmiyorum. Olay aslında kuşak çatışması falan değil, kendi kendine dil üretme.
Küfürsüz konuşamaz hale gelmek
Bunu anlatmazsam, bu yazı bir amaca hizmet edemez hale geliyor. Eskiden bizim zamanımızda, tamam onu yapmayacağım. Çıkma lütfen. Eğer bir büyüğün yanında rahatça küfür edersen, ya dayak yersin. Ya da bin ton lafı. Kaçış yok, bir büyüğün yanında yapmadığın şeyi sosyal medyada yapmamalısın. Sinirlenebilirsin, öfkelenebilirsin. Bunda sorun yok, elbette derdini anlatabilirsin. Küfüre sığınmak yerine o ekranı direktman kapat. Nefes al ve içinden besmele çek veya “öfke şeytanın işidir” gibi bir şeyler söyle. Küfürü at şu dilinden.
Bir de sinirsiz olan sürümü var. Nokta yerine koyuyorlar imiş. O zaman nokta niye var? Cümlenin sonuna geldiğimi anlayayım, lütfen böyle yazarak gözümü kanatma. Ben senin kötü yazımına katlanamam. Düzgünce yazarsan, hem seni ben rahat anlarım hem sen yanlış anlaşılmalarını yok etmiş olursun.
Plaza Dili Meselesi
Bu diğerinden masum gibi gözükse bile daha beterdir. Türkçe’nin içerisine zorla sokuşturulan ve cümleyi anlamakta zorlaştırılan bir nanedir. Nane dediğime bakma, sinirimi bozuyor. Her kelimenin birebir karşılığı olmasına rağmen, beynine Amerikan dizilerini sokarsan o kadar çok, o da diline kadar zehirlenir. Eskiden birisi demişti bana, “ya Türkçe konuş, ya sus” diye. Boşuna söylenmemiş, haklılar.
Onlara göre; “yapmak, etmek” fiilini çıkarırsan, cümle kuramaz hale gelecekler. Onların durumu çok acınası. Oysa Türkçe’nin gücü sonsuz kelime ekleriyle ortaya çıkıyor. Türkçe’yi İngilizce diline çevirmeye çalışmayın.
Ne öyle? “Start almak, Briefing yapmak”, ıy. Yazarken bile kusma hissi veriyor. Tamam en İngilizce bilen sensin. Git tüm İngilizce konuş desem, Yusuf Yusuf bakacak ilk insanda sensin. O kokuşmuş kötü Turkilish‘ini al git. Yurt dışında sana kimse iş vermez. Boşu boşuna insanlara hava basma.
Bitirirken
Bu yazı bir şeyler değiştirmeyecek ama yazmazsam beynimi kemirecekti. Umarım gerçekleri anlamışsın ve bana saydırmamışsındır. İyi günler, güzel insanlar.